15 Ağustos 2013 Perşembe

PART I

Camda ki yansımasıyla yağmur damlaları arasında gözleri gidip gelmişti. Bir an düşünceleri yağmur damlalarının cama vurması gibi hatalarının da yüzüne vurmasıyla 5 yaşına götürüverdi onu. Gözlerini açtı yere serilmiş yatağından annesi yoktu. Önce irkildi korkuyla. Sonra yersiz korku diye düşündü. Çünkü bir kaç gün öncede aynısı olmuştu. Uyanmış annesi yoktu. Ama kafasını başının uçunda ki koltuğa çevirdiğinde annesi gülümseyerek ona baktı. Elinde dantel oyasıyla ona gülmüş ve ’’ baban sana aldığı bebeği bıraktı yanına’’ demişti. Sütlü çikolata teni, siyah iki yandan toplanmış saçları, zeytin gibi gözleri olan ufacık bir bebek ilk oyuncağıydı. Mutluluk diye nitelendirdi onu. Bunları düşünürken gezdi küçük evinin diğer odalarını, mutfağı, tuvaleti ve banyosunu. Bu defa aynısı olmamıştı. Annesi yoktu. Korktu. Sonra panikle kapıya gitti. Ama kilitliydi. Zorladı ufacık elleriyle kapının kolunu. Açılmamakta ısrarcı olan kapıya karşıydı ilk yenilgisi. Cama koştu ve açtı pencereyi. Hemen sokağa sıfır olan pencerenin pervazına çıkıp oturuverdi ufacık bedeniyle. Gözlerinden süzülüverdi korkusu, tutamadı. Hıçkırırken karşı çaprazda ki Ayşe teyzesi çıkıp geldi.Yersiz avuntusuya kanan ufaklık atladı kucağına komşu teyzesinin.Annen gelecek,ağlama ama.. Sözleriyle gününü o minik ayıcıklı pijamalarıyla komşuda geçirdi. Ağlamayı kesmişti tabi. Anlamıştı yalnızlık başlıyordu. Annesi artık kısmen yoktu yanında. Tek olacaktı. O günden gelir işte gitmelere dayanamaması. Kim olursa olsun hayatında uğurlayamaz insanları bir evden. Gitmelerini görmek içine burukluk olup kalıverir. Cama vuran damlaların hatalarını anımsatması ve yalnızlığa ilk adımına dönmesi her şeye tamam o güne dönelim baştan yaşayalım her şeyi demesi ruhuna ağır gelenlerdi....






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder