15 Ocak 2012 Pazar
Ruhumuzla Yaşadığımız..
Gözleri diretir mi bir insanın kapanmamak için..Ya her o diye görülen, dokunmak için uzatılan el..Korkar mı hayallerden bu kadar.Bu denli cana batan ya da bu denli hüzünleri ruhuna saklamışken..Sevgi gidiyorum dercesine bakarken gözlerimin bebeklerine,göz bebeklerinin haritasını çıkartmışken bunca zaman.Ve henüz sevgiye dair bir şey görememiş iken bense söz veremedim ona ikimiz adına, inanmayacaktı!!..Aşkı yaşayıp yaşayamamakla tüm vazgeçişleri, gidişleri,geceleri görmüşken bir kar uykusunda şimdi ruh..Ruh benliği yalnız bırakmış haliyle gülümseyişte karanlığa.Tükendi kelimesini kullanamayarak henüz başlayamamışken sevgine..Ve tüm harfler heceleri,heceler kelimeleri,kelimeler cümleleri tamamlarken bizim tamamlayamadıklarımızı anlatıyorlar bak büyük bir haykırış sessizliğinde..Sevgiyi özlerken ayrı iki bedene hapis olmuş tek ruhla,benlikler yalnızlığı yaşıyor sanki tinsizlikle..Uzak vadilerde arananlara değil yanıbaşındakine duyulan özlemle belki.. Ya ruhumuzda yaşadığımız sevgimizi değer bulmadıkları için mi bu ayrı kalış.. Gözlerimizden sildiğimiz,görmesinler dediğimiz aşk mı?..Bilemeden en kolay soruları zor kılıyoruz cevapları.Gözlerimizden okumasınlar diye sildik dedik ya belki okunuyordur ruhumuzda kalanlar. Ya da bir melek duyuyordur sabah ezanlarında ki dualarımızı..
3 Ocak 2012 Salı
''Seni Sen Yapanı Değiştirmelerine İznin Vermek Elinde Olmadan''
Sanırım tanıdık hiçbir şey kalmamış göremiyorum, bulamıyorum .. Gözyaşlarımızın rengi dair soldu sanki. Sanki değişiyor bilinmezlik.. Daha bir karmaşık hal alıyor. Umutsuzluğumuz ne denli yakıyor. Yokluk...
'' Ve dönüp gidiyorum '' dercesine sevgiler. Terk ediyorum seni diye bakarken gözlerime.. Söz veremiyorsun ya ona, hayata belki.. Çığlıklar gizlenir bir yürek ardına. Kimse duymaz, kimse görmez ama yaşanır. Yaşamak diyoruz ya '' isyan değil bu '' dercesine çığlıklar gizlendi. Tükenmeye mecbur bırakılanlar neyin faturasıydı..Yaşanılması için şans verilmeyenler.. Cümleler de dair umutlar tükendi.. Bir çocuk yakınmasıyla oyun bitti eve dönme vakti.. Tükenenler, benliği yalnız bıraktı..
Bilinmezlik çökmüş işte o denli. Hani çok uykun vardır ya. Misal bu ya.. Uykusu gelmiş hiç uyumamışcasına, Bilmediği bir yeri özler olmuş. Anlamsız onlarca şeyden ibaret dakikalar saniyeler içinde.. Huzura ait tüm kelebekler sadece bir kaç metre yüksekliğinde dolaşıyorken dokunamazken..
Yasak bir meyve olmuş gözlerinde huzur..
Bir den fazla yarım kalmışlık olur mu insanın içinde, yarım mı kalır insan ya da hiç mi tamamlanmamıştır .. Bilemedim ki...
Ya tanınmış onca şey.. Yaşam geçerken gözlerine baka baka giderken arkasından bakakalmak! Ne denli doğrudur tırnaklarınla kazıdığın,emeklerin.. Boşa çıkışlar ne denli umut vermiştir sana? Ya beni biliyor dediklerin? Bir dost, bir arkadaş, bir ağabey, bir abla, bir patron! Boşa çıkışlık budur belki.. Yarım kalan yollarda yarım kalmış insanlar, yarım kalan hayatlar.. Ütopyalarınla devam etmek zorundalığı insanın ne kadar da anlamlıdır bazen. İnsan olmak; hislerinle yaşamak, duygularını seçememek.. Bazen vicdanına yenilmek bazense kinine engel olamamak..Mahkümiyetin bir şeylere.. Bir kez kapıldın mı o duyguya gelmiştir çorap söküğü.Umutsuzluğun insanlardan yana ya kapatıldığın yalnızlık arkadaş yüzüyle görünmüştür sana. Seni bıraktıkları yollar değişime kalmıştır.Elinde olmadan tamamlamaya çalıştıkların eksiltmiştir seni. Tüm yolların tamamlayım derken yeni bir sene çıkmıştır işte..
Tanımlarsak ''Seni sen yapanı değiştirmelerine izin vermek elinde olmadan''
..
'' Ve dönüp gidiyorum '' dercesine sevgiler. Terk ediyorum seni diye bakarken gözlerime.. Söz veremiyorsun ya ona, hayata belki.. Çığlıklar gizlenir bir yürek ardına. Kimse duymaz, kimse görmez ama yaşanır. Yaşamak diyoruz ya '' isyan değil bu '' dercesine çığlıklar gizlendi. Tükenmeye mecbur bırakılanlar neyin faturasıydı..Yaşanılması için şans verilmeyenler.. Cümleler de dair umutlar tükendi.. Bir çocuk yakınmasıyla oyun bitti eve dönme vakti.. Tükenenler, benliği yalnız bıraktı..
Bilinmezlik çökmüş işte o denli. Hani çok uykun vardır ya. Misal bu ya.. Uykusu gelmiş hiç uyumamışcasına, Bilmediği bir yeri özler olmuş. Anlamsız onlarca şeyden ibaret dakikalar saniyeler içinde.. Huzura ait tüm kelebekler sadece bir kaç metre yüksekliğinde dolaşıyorken dokunamazken..
Yasak bir meyve olmuş gözlerinde huzur..
Bir den fazla yarım kalmışlık olur mu insanın içinde, yarım mı kalır insan ya da hiç mi tamamlanmamıştır .. Bilemedim ki...
Ya tanınmış onca şey.. Yaşam geçerken gözlerine baka baka giderken arkasından bakakalmak! Ne denli doğrudur tırnaklarınla kazıdığın,emeklerin.. Boşa çıkışlar ne denli umut vermiştir sana? Ya beni biliyor dediklerin? Bir dost, bir arkadaş, bir ağabey, bir abla, bir patron! Boşa çıkışlık budur belki.. Yarım kalan yollarda yarım kalmış insanlar, yarım kalan hayatlar.. Ütopyalarınla devam etmek zorundalığı insanın ne kadar da anlamlıdır bazen. İnsan olmak; hislerinle yaşamak, duygularını seçememek.. Bazen vicdanına yenilmek bazense kinine engel olamamak..Mahkümiyetin bir şeylere.. Bir kez kapıldın mı o duyguya gelmiştir çorap söküğü.Umutsuzluğun insanlardan yana ya kapatıldığın yalnızlık arkadaş yüzüyle görünmüştür sana. Seni bıraktıkları yollar değişime kalmıştır.Elinde olmadan tamamlamaya çalıştıkların eksiltmiştir seni. Tüm yolların tamamlayım derken yeni bir sene çıkmıştır işte..
Tanımlarsak ''Seni sen yapanı değiştirmelerine izin vermek elinde olmadan''
..
2 Ocak 2012 Pazartesi
Aklında gezindin mi sen hiç..
Ne diye insanlar can yakmak için toplanmıştır ki.. Unutmak istedikçe içindeki şizofreni çıkartan canını bir daha yeniden yeniden yakmakta olan... Sarılıp yanındakine,konuşup zihnindekinle sonuca gidememek nedendir. Sessiz onca şey arasında bağıran, inceden batarken göğsünün üzerinde arada şiddetini hızlandıran, içlendiğin tüm detaylar.. Yetmez uykular,doyamassın ve yattığın tüm uykularda zihnindekiler yüktür.. Kapanan gözler her defasında başka bir dünyaya açar kapısını. Ağır gelir böylesine.. Uyumak dair ağır gelirken nedir dahası olan,görülmeyen,atlanan detay.. Aklının uçurumu nerede? Boşluklar.. Devasa büyüklükte ki boşluklar.. İsimlere, mekanlara,şehirlere ya da daha bir çok şeye yüklenmiş misyonlar.Fazla değil mi? Anı derken basitleştirdiklerimiz!! İsyan değil bu cümleler ya da sitemle dolu kelimeler oluşturmuyor cümleleri. Sadece yol buluş..Sorularımıza yetecekler mi diye. Bilmezken kendini, tanıyamamışken henüz,yolların pusulalarını aklında nasıl bulacaksın? Aklında hiç gitmediğin uçurumlara gidebilecek misin ki?.. Şiittt sessiz ol, yaklaş yavaşça..Hayır! Daha yakın, kulaklarını vermelisin. Sırrımdır sana duyurmaya çalıştığım.Zihnimde ki konuşulanlardır bir mabet misali.. Cennetten kalanlar.cennetten bulduğum pusuladır..Kirlenmekten kurtarılmış,sessizliğimle bağıranları dinle..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


