17 Kasım 2012 Cumartesi

Sipariş hayallerim..

Sarılacak bir şey arıyorsa ruhun, somut her şeyi bırak bırak bir kenara.. Kuantum ' un peşinde koşarcasına başı boş hayallerini topla bir bir, ellerinden tut birer çocuk gibi.. Sonra onlara güzel diye nitelendirdiklerimizden bahset.. Sahip olacağımız bahçenin renklerini betimle. Dilleri tatlı olan insanları anlat. Aç olunan soyutluğun var olacağından.. O soyutluğun ilkelerini benimset  özgürlüklerini vererek.Belki biraz kurabiye.. Kurabiyeyle kandır onları peşinden gelmeleri için. Henüz bu kadar temizlerken sahip olduklarını anlat. Savaş açmadan önce gerek kendilerine gerek geleceğe güzel filmler seneryosu verelim onlara. Denizleri tanısınlar karalara vurmadan, Sahip olduklarını bilsinler krallıklara özenmeden. Benlikleriyle hükmetsinler diktatörlüğü bilmeden. Kabul görsünler kumandaları olmadan.
Bana bu denli hayaller yetiştir birer çocuk neşesinde alaycı bir o kadar oynadığı oyunda ki ciddiyetiyle..Masum olsunlar ''öyle söyleme küserim'' dercesine..Zihinleri berraklığa teslim, zihnimde bilincime hakim, var olmak istediğim ormanın mis kokusunu barındıran ya da bir krallığın sahibi huzura ait..

6 Eylül 2012 Perşembe

döküntü şehirlere ait olan sözlerdir kırıp geçiren seni..

Gün sadece hiç' i ögretmiş sana. Sinsice yaklaşmış tüm hiç oluş.Uçup gitmiş tüm yeşil diye tabir ettiğin doğa harikaların.Suskunluklar aklında yankılanırcasınadır  belki . Belki vücüduna onca kazınmış olan sözleri görmelerini istediğin içindi kırıklıkların. Belirsizlik öylesine çökmüş hayatının baş rolüne kim bilir.. Bilemezsin. Hissetmek denilenin arkasında kalmış her şey, onun büyüsünde, acı ya da tatlı bilmeden hissetmek..Beklemek yeri gelmiş ağır olmuş, senin izlerinde kaybolmayı öğrenemeden. Ama susmak var ya silmiş tüm zamanı, uyuşturmuş hastane kokusunda seni narkozuyla, kemiklerine işlemiş olanlar, hissedilmeyen sözcüğüne kalmış.. Kabuk bağlayan bir yara olamamışsın ya. Sözlerin acizliğinden umut bulmak saçma gelmiş. Sükunete sarılmış, kalmışsın. O kadar güzel acımış ki kanında dolaşan sevgin, fark edememişsin ölmüşlüğü. Karanlığa dokunmak başarı olarak adlandırılmış.. Uzaklardan gelen sesler, uğultularıyla sadece. Şimdi kanından alınan sevgin yerine işledikleri tuzlu tadı atmak umudu mu, kesip damarlarını akıtmak mı tümünü.. Dokunamazken artık.. Gerçeklik eşiğine getirilmiş yalanlara aldanmışken, inanamazken artık sözcüklere.. Silemediğin anılar değildir işleyen zamanda. döküntü şehirlere ait olan sözlerdir kırıp geçiren seni..Virane şehirlerde yetiştirmek istediğin umutlarının hediyesidir döküntü evlerin..
Huzura ait tüm kelebekler sadece bir kaç metre yüksekliğinde dolaşıyordur belki, sen dokunamazken.. Korkuvermiştir senden. Ya da sen korkmuşsundur her defasında varlığını gösterip yokluğuyla terbiye etmesinden. Yasak bir meyve olmuş gözlerinde huzurun, yalnızlığınla.. Mavilikler dalgalarını vururken sahillere, sen hapsetmekle kalmışsın her şeyi kıstırıldığın köşelerinde..

27 Temmuz 2012 Cuma

Bir İstatistik Konudur Beklenen Değer

  İçinden gelen söylenmiş,duymamışlar.. Ya da duydular ama kendileri vardı her şeyden önce. Bir an geldi susulmuş. Olmamış. ''Elden geleni yaptık'' demişler. Yeri geldi bir uçurtmaya bağlanmış tüm umutlar. Bir çıkış bulup gelsin diye. Renkler feda edilmiş. Tüm fedakarlıkla..Belki daha güzellerini verirler diye. Anlanmamış..İşte öylesine şimdi cümleler. 
  Ne bilirsiniz ki dünya mı ? Taze, bebek kokan umutlarımı.. Ya çalınanları mı? Alıp gidilen tüm parçaları mı?Hibe ettikleri mi hayata.. Sadece bakmak gerekir bazen gören gözlerinizle. Yargılarınızdan arınmış tüm düşüncelerinizle.Farklı boyutta yaşanmış hayat felsefelerini, doğrularını algılamayı insanın nereden bilirsiniz? Sadece karşınızdakinin doğrularını..Ya bir el uzatmak.. Her şeyden arınmış.. Bir kaç saniyeliğine dokunması için vermek  birine bir eli. Bu kadar aşılası zor, imkansız değildir bir defa da olsa ''ben'' yerine ''sen '' demek.. Milyonlarca beyin varken içerisinde aynı düşünceleri barındıran, bir kez olsun arınmak zor mudur onlarla aynı olan düşüncelerden?
   Kolay olsa gerek acıkan her duyguya, sadece doyurmak için alelade bir düşünce vermek tüm sıradanlığıyla.. Uzaklaşmak ben denilen tüm düşüncelere. Zor olsa gerek!
   Ve böylece beklemişsindir uzun zamanlarca değişsinler diye.. Sadece beklemişsindir.. Anahtarı bulunmamış kilitlerle..Kökleri toprağa dair ağır gelen yaşlı bir ağaç misali..

8 Temmuz 2012 Pazar

KAPATIP KAPILARI YILDIZLARI GÖR DEDİLER..

  İnsanları bekleriz hep. Gitmesin, kalsın diye. Gidişler işlemiş ya hücrelerimize,korkmuşuz hep. Hep bekleriz anlasınlar diye.
  Alfabe yetmeyip, sözcükler cümleleri oluşturamazken.Sözcükler cümleler yapmaktan korkmuş iken! Dile dökülemeyip anlatılacaklar kalırken bir başına seninle kalbinde,aklında tüm hücrelerinde. Ya da bitmişse bekleriz sadece.
 ''Hata'' diye iki ünlü iki ünsüz sözcük altı üstü dediğimiz hayatımızı alıvermiş anlamının içine işte. Bekleriz anlasınlar anlasınlarda lugatından çıkartıversin bu sözcüğü diye. Bir bana değişsin tek bir kelimeyi diye. Olmaz bazen ''yetmez'' tamamlayıcısı oluverir bu kelimenin. Yapılanlar karanlığa itilip sadece iki kelime alıverir hayatını benim artık diyerek. ''Adalet'' deriz istediğimiz adalet olsun diye yalvarırcasına bakıverir istem dışı gözlerimiz. Hani suçluya sözcükler, yenisi girmesin kutbumuza diye korkarız işte bu denli. Ama ''yalnızlık'' alıvermiştir adaleti. Yerine refakatcı olarak bırakmıstır yalnızlığı. 
  İnsanları hatalarını anlasın diye beklesek de uzun zaman boyunca biz, doğruları engeller, anlamazlar.''Zamanın içine bırakmak'' oluvermiş tüm yapacaklarının adı böylece. ''Korkuyorum'' şimdi uzun zamanlardan...Sonra sevmekten,ölmekten.. Hayat dediler bunlara, noktayı koydular virgüller yerine. Tüm kapıları kapatıp yıldızları gör demek marifetmiş gibi. Ya yalnızlık. Yalnızlık güzel bir nehir gibi. Söylenmeyen onca şeyi tutmuş içinde. Sularına sarıp sarmalamış sanki. Tüm korkuyu anahtar sözcük yapmış gibi. Ellerini kaldırıp uzatmak dair zor gelmiş insanlara. Hayatında olmaktan korkmuş insan bu ya ''bencilliği sevmiş'' sen diye! Ve sana kalan ise sadece bir elini yumruk yaptığında oluşan büyüklüğe, tüm korktukları yanı sıra büyük bir riskle almış olmak kalmış yalnızlığı, 240-340 gramlık  yüreğine...
  Şimdi bense sihirli sözcüklerimle, kapalı kapılarım ardından yıldızları görüyorum yorgun gözlerimle,  yalnızlığını seviyorum küçücük yüreğimin.. Ve zaman fısıldadı eğilip kulağımıa usulca ''bana bırak..''...

25 Haziran 2012 Pazartesi

'' SAKSIDA YETİŞTİRDİĞİMİZ UMUTLARIMIZ..''

     Bir heyecanla başlamışken hayata, küçük bir çocuk masumiyetiyle.. Yeni alınmış boya kalemleriyle yaptığı bir resim çizercesine merakım vardı. O kadar özeniyordum ki renklerine, çizgilerine ve tüm detaylarına.. Ben çizdikçe hayallerle, birileri bir şeyler sildi. Sanki gerçek çizgileri öğretircesine karaladı..Renkler ölmüş, ağaçlar meyvelerini kaybetmiş, çiçekler yapraklarını yitirmiş, tüm gülen yüzler asılmıştı. Ölü şehrin yaşayanları oluverdik birden. Şimdi bir umuttur gidiyor ya nefes alabilirsek diye! Ütopyalar..Bir kedinin kafesteki kuşa aşkı gibi şimdi her şey.Biraz buruk, biraz imkansız..Ancak umut, kardeşliğe duyulan sevgi var..
     Peki susuyormuyuz  şimdi zaman geç dercesine.. Bize öğrettiklerinin yanına güzellikler ekle dercesine.. Bir bir kayıpları hatırlatmaktansa sevgiler yaşat dercesine..Tüm söylediklerimizi duy, yaşat diye dilercesine..
     Sanki korkuyoruz..Hemde hiç olmadığı kadar büyük bir korku..Devam ettiğimiz tüm adımlar tedbirlere bağlanıyor..Kendi dallarımız kırılmışken birbirimizin dallarını tutup az kalmış güçle, onarma çabasıyla umudu mu aşılıyoruz? 
     Hayal biraz hayat..Hayat olacağını bilmeden adımlarla ilerlemek. Sevmek ya da güvenmek.. Biraz hayal olsa da yaşamak yanı başındakilerle,paylaşmak.. ''Herkes gitti, biz kaldık!'' demek.. Aklında ki her şeyi alfabeye göre anlatmak bazen.. ''Anlıyorum..'' ile başlayan cümlelerin sonunda, '' Yanındayım..'' ile  bitmesinin güzelliğini yaşamak. Hayat, saksıda yetiştirip umutlarımızı, paylaşmak gibi.. Yorgunluğun izlerini taşıyan ellermiz ile avuçlarımız arasında bir birimize bir bahçeyi sunmak misali..
     Susamışken onca güzelliğe,yaşananlardan biraz ''of !''demiş olsak da isyan,bezginlik  değil umut besliyoruz birbirimizin varlığı sayesinde..
     Ve şimdi öyle güzel ki resmim, karalanmasına rağmen iki renk görüyorum çizgilerin arasında güzellikleriyle göz dolduruyor..  

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Hissetmek derinlikleri..

     Bir tutam ışık ise yansıyan siyah camlı odama, ne çare sızmak için bulduğu yol, ölüm baş ucumda.. Şimdi aranan her şeyin bulunmasıdır bu. Şimdi özlenenlere kavuşmaktır.. Ütopyaların gerçekliğini yaşamaktır. Mesafesi belli olmayan yolculuktur; hissedip yürümek, ayaklarına dur diyemeden, tüm seslerin kaybıdır..
     Çocukluğunun o renkli uçurtmalarını özlemektir renksizliğin içinde tüm kayıplarınla.. Şimdi içler acısı bir haykırış taa derinliklerden. Boğulmak gibi nefes almayı dilercesine. Sevgilerin yetmediği , rüyaları özlemek karanlığı yaşarken.. Uyumayı dilerken ruhunun haykırmasını dinlemek..Uykuların yetmediği bir zaman diliminde huzur veremezken sana konforlu yatağın , ne olur bitsin demek bilmediğin bir acı için..Tükensin kayıplar diye ellerini açmak.. Kendini bulmak yoklukta..Hissetmenin güzelliği ruhunu , var oluşu bilmek varlığının.. Canının yük olması , varlığının gerçekliğinden haberdarken sen!! Nedir bu denli tezatlık..
     Aramak aklında ki uzun sahilleri bir başına. Yokluk hayatının başrol oyuncusu olmuşken varlığınla yetinmek , ruhunun kucak açması hissedilebilirliğiyle.. Nefesler yetmezken oksijen dolu haliyle gelmesidir.. İşte şimdi hazırladığı sahneyle sana oyun kuruculuğu vermiştir ben buradayım diyerek..Tüm çiçekleri sunmuş , tüm renkli kalemlerini vermiştir sana renksizlikten kurtarırcasına.. İnşaa edersin ütopyalarını kullanarak yıkılmayacağını bilerek..

19 Nisan 2012 Perşembe

İNSANLARIM VARDIR..!

        Hani sunulmuştur ya size bir hayat..İnsanlarım  vardır ama yokluklarıyla..Elde ettiğiniz başarılara ortak, yapacaklarınıza kefil olmadan..Sadece sözleriyle, kuru kalabalıklarıyla..Tüm pembe pamuk şekerlerimi siyaha çeviren..Tüm renkli boya kalemlerimi alan..
       Yaşarsınız..Tüm günah ve sevaplarınızla..Sevinçler, mutluluk dolu anlar, Üzüntüler, hırslar,köşenize çekilişler..Bunların hepsi olmuşken, olurken sadece sözler vardır.. İnsanlarıma ait sözler..Yanınızda olmaksızın yargılarcasına gelirler..Bilmezken nasıl bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl ve yıllar geçirmiş olduğunuzu; sadece yargılarlar.. İnsanlarım vardır elde ettiğiniz başarılara ortak, yapacak olduklarınıza kefil olmaksızın..Gelmiş oldukları hayatın sahipliklerini bilmeden, misyonlarıyla sadece insanlarım vardır..Sizi yaptıklarınızla yargılayan ancak yaptıklarınızın sahip olduğu zaman diliminde hayalet varlıklarını koruyan insanlarım vardır! ''Hani neredeydin olurken, olmuşluktan sonra gelmen yargıyı seninle getirme hakkı tanımıyor!!'' demenin imkansız olduğu insanlar..Söyleyemez..Acıya,zora,güçlüğe,sıkıntıya ortak olamadım, kolaylaştıramadım diyemezler..Hayalet varlıklarıyla zombi aksi insanlarım..Gün ışığında yürüyen, karanlıkta yok olan..Her an bir kılıfları vardır çaldıkları minarelerine ve ilahiyatı anlatırlar sana..Yalan sözleriyle samimiyetine inanmanı beklerler.savurup attıkları insanlıklarıyla ,insanlığı öğretmek için sıvamışlardır kolları!..Öyle isteklerle gelirler ki ''sil at!'' derler tüm yaptıklarını.Görmezden gelirler, tırmalarken tırnaklarında kalan kanamışlığın izlerini..Tüm doğruları isterken senden yalan benlikleriyle..Tüm bencillik ve kıskançlıklarıyla ''çıkar hayatından vefayı'' dercesine yargılarını vururlar yüksek sesle..
      İnsanlarım vardır; bir barkod misali parmaklıklar yapıp arkasına itmişlerdir seni.. İnsanlarım vardır; sahip olamadıklarını, sahip olanlardan çalmak için gölgelerini hissettirir karanlığıyla..İnsanlarım vardır; ellerinde karanlıkla gelmiş güneşimi çalmaya!..

31 Mart 2012 Cumartesi

Şimdi Bir Güvercin Yollasak Gök Kubbeye Mutluluk Adına?..

Mutluluk gerçekten neydi?  Hani özendiğimiz karşıdan göz süzüp hayranlıkla baktığımız? İçimizden ''ah!'' diye geçirdiğimiz?..Bir şeyleri eksik bırakan bizde. Yokluğuyla böyle kanımız olup damarlarda hissettiren kendini.. Anlamlar kifayetsiz kalıp anlatılamayan. Neydi bu denli can olan ancak olmayan,eksik kalan. Bir nefes olsa alıp hiç bırakmayacağımız.. Bu denli sıcaklığını hissettirip sonra ateş olup yakan.. Olsa eksik olan, tamamlasa bizde bıraktığı parçasını. Sonra gitsek şöyle günahlarımızın af olacağı bir şehre.Yeniden sevmeleri öğrenebilsek her şeyi her anlamıyla.. Kuşları, yeni açan ağaç tomurcuklarını, börtüyü, böceği,suyu,havayı,toprağı,hayatı.. Bir çocuk keşfiyle koşsak yeşil çimenlerde. Duysak yine o güzel toprağın ıslak kokusunu,temizliğini..Ellerimizi bir çocuk masumaneliğiyle uzatabilsek ağaç dallarına,goncalarının güzelliğini karartmadan dokunabileceğimiz gibi..Maziye dair silmiş her şeyi,tek kalan  ömür olsa bize.Ah elimizden alınanları unutabilsek, tüm yaşanan yalanlar pembe bir toz bulutuna karışıverse. Mutlu olsak.. Tekrar yeniden yaşasak o ilk bayramlık heves ve sevinçlerimizi. Sevgi yine hissettirse kendini bize,tüm anlamlığıyla.. Konuşmalar yersiz olsa, yeni kelimeler öğrenen çocuklar gibi olsa tek kaygımız..Ah mutluluk olsa doya doya keşkesiz düşüncelerle..Şimdi bir güvercin yollasak gök kubbeye..Dolu kadehler değil dileğim, bir yudum mutluluk.. Hayata dair güzel bir müzikaldeki huzur..Bir zaman dilimi mutluluk adına..

30 Mart 2012 Cuma

Dokunmadan Göz Süzerek Sevmiştik..

Gidiyorum dercesine sevgi..''Terk ediyorum seni!!'' diye gözlerime bakarken söz veremedim ona, ikimiz adına..İnanmayacaktı!! Kalmayacaktı kanıp kandıklarıma..Keşke anlatmakta da kaybetmekte olduğum kadar cesaretli olabilseydim.. O zaman keşkeyle başlamazdı cümleler. O vakit karanlık, sadece göz kapaklarımızın düşmesi kadar kısa sürerdi bizim için..Düşündüm o kadar ama bulamadım bir anlatımını sana olan mecburiyetimin.. Cümleler savrulup gitti. Sen susmayı seçtin,hayatımda nokta oldun o kadar kelimeye nispeten..Nokta dedin ve gittin..Tek yapmamız gereken alıp ceketi çıkmak dedin bu sevgiden.. Canımı bu denli yakarken gözlerini kapadın.Hani benim uğruna yaktıklarımı görmeden..Bir çift göz.. Ne kadar anlamlı olabilir? Hiç kimse dinlemedi gerçeği. Ben farklı dedim.İçimde yalnızlık,pişmanlıklar ..Yastayım sevgili değer yargılarımız için yastayım.. Kolay değildi.. Noktayla biten ömrümce sürecek.. Kalanları napacağız.. Hani söylenemeyenler,korkan kalbin.. Biz olamadık.. Ne denli ruhlarımızı hissetsekte benliğimizde.. Alışmalı bu yokluğa,yoksunluğa.. Bir kuytu artık içimizde  kaçıp saklanacağımız . Bir mabet sanırım.Ben geldim dediğimde kapatma kapılarını, tek anlamıyla bizim olana. Sevgimizin bize bıraktğına.. Saklanmak için sorgusuz sualsiz dönüp sığındıklarımıza. Hani yanı başımda ki hayalin hissettiriyorsa kendini hep sığınacağımdır varlığına unutma.. Yok işte bir soru ya da cevap.. Gözlerimizde yaşananlar..Ruhlarımızda saklı..Konuşup sarf etmeden kelimeleri anladıklarımız.. Her şey geçti demek dile mi kolay şimdi. Değil.. Bir zaman diliminde farklı yaşamlara mecburduk.. Böylesine hissederken bir adım ötede kaldık hep birbirimize. Yan yana olduğumuz onca birliktelik değer miydi? Değerdi.. Dokunmadan göz süzerek sevdiğim!! Dokunamaz bu kalbe başka hiçbir sıcaklık sanırım.. Yok yeryüzünde bu  kalbin varlığını hissedeceği başka bir kalp..

24 Mart 2012 Cumartesi

Gelmeyenin varlığını hissetmek olur sanırım bu..

Maskesi düşerken tüm umutlandıklarının hayat anlamsız olmuştur.. Bir duygu vardır ya hani, tarifler yetmez.Ne tasvir ne betimlemeler ne de harfler bir hece ya da heceler kelime olamamıştır.. Yalnızlık der geçersiniz. Belki hissedilen özlemin bütünlemesidir.Önce gelmiş büyük heyecanlar sonra özlenmiştir. Yaşanılan ilk hevesler artık eskimiş,kirlenmiştir. Bir çocuk merakıyla özlemişsinizdir 'ilk' dediklerinizi. Olur ya.. Belki hissetmek yanı başında olmayanın varlığını hemen arkanda,seninle.. Gariptir..Elini atsan dokunacakmış,gözlerini kapatsan bir hayaleti hissedecekmiş gibi.. Güzel olan; yokluk içinde gerçekten hissetmek varlığını birinin..Ona dair bilmeden hiç bir şeyi sadece varlığını hissetmek..Hayaletlerle yaşamak, hayatının umutlarını elinden almasıyla başlamıştır.. Gerçekliğiyle sevgiyi hissedip yaşamak ruhunda verdiği , kar olmuştur senin için. O vakit ürkmeden içindeki fısıldamadan sadece dinlesen huzuru.. Hayatın tüm aldıkları için kabul etsen ruhunda ki sesi..  Sahte mutluluklar içinde mutsuzluk yaşamak belki. Karartılar ardında bir ışık bulmak gibi. Yanımdaki hayalet ötesi..Ruhumda.. Beni hayata iten, sevmektir hayat diye fısıldayan. Sus o noktada. Sus mağbetlerinle unutarak her şeyi.. Sus, ruhunda ki konuşsun..

12 Mart 2012 Pazartesi

Anlatamayacağın bir şey kalmayacaktır kimsenin sıcaklığına ihtiyaç kalmayacağı vakit...

Eller gök kubbeye açılır ya dileklerin, kalbinin hükümdarlığından gelenlere..Yollardaki taşlar,dağdaki kuşlar dua ederken senin için eksik kalan bir şey var demektir.Unutulan.. İşte acıyorsa insanın canı bu denli, şöyle bir kolaçan etmeli çevresini.. Bir yudum sessizlikten al böyle bir zamanda.. Yüreğine değmesinler izin verme.. Mabetler yaratırken kendine aman de. Kimseler görmesin. Ağla sessizce gerekirse söyleme! Yalanmış her şey unutma. Arka mahallende yaşa umarsızca. Sözcüklerini değiştir  sevmesinler seni,akıllarına gelme.. Hayatını kurguladığın tüm oyunlarla oyna.Gerçekliği yaşadığın yer kendin olsun. Ta ki insanlar gerçeği hak edene kadar.. Sen tatlı yaşlı bir bunak olana kadar söyleme kimseye sırrını.. Hatta şizofren tatlı bir bunak oluncaya dek.. Güldüklerini duyma ya da ağladıklarını..   Seni görüpte duymayacakları gibi.. Kimselerin seni ısıtamayacağı zaman üşümemek gibi..Ellerin soğursa vücudunla teneşirde o vakit hesaba başla. Anlatamayacağın gibi insanlara o vakit bir şey kalmayacaktır anlatamayacağın.. Güneşler sönüp karanlığın ufak zamana sahipliğinden  sonra gerçek aydınlığına kalacağın zamana kadar..Gerçekten nefes aldığın zamana dek..

11 Mart 2012 Pazar

Ruhunda hisset sadece saniyelik olsun..

Hani vardır ya bildiklerimiz, ağırdırlar. Söylenemeyen yenilip,yutulamayan.. Böylesi bir yük ne diye verilmiştir bana demeden edemediğimiz. Ya da söyleyemediklerine nazaran gülmek tüm samimiyetinle. Usta bir oyunculuk değil midir? İhtişamlı bir tiyatro salonunda .Yanındakinin ölüyor olduğunu görmek mesela.. Değerli kıldığın biri bir okus pokusla gitmiş misal..Cenneti bilmek gibi anlatamadan.. Ya da bir dost misali gideceksin diyemeden sevmek, gideceğim diyemeden.. Güldüğünü görürken birinin son'a göz yaşıyla nokta koyacağını söyleyemeyince.. Şeffaf bir görünmezlik arkasında durmak zorunluluğu gibi..Yalnız kalırsın tüm ruhunla.. Sonları bilmek gibi.. O mutlu son diye biten filmlerden eksik son'lar.. Bir formülse; çok sevmeden yaşamak ruhunu özgürlüğe götürecek sanırım.. Dedikleri gibi .. sofradan doyduğunu hissettiğinde kalk! Ruhuna sevgiyi tatdır ancak noktala orada!! Anlatma ya da anlatamadım telaşına düşmeden. Görüp görmezden gelmeyerek.Bilipte susmamak.. Gözlerini kaçırmadan görecekler telaşıyla.. Sevmek gibi rüzgarı. Yüzüne vurduğunda ılık havasını hissetmek hücrelerinde. Alıp götüremeyeceğini seni bilmen gibi..

15 Ocak 2012 Pazar

Ruhumuzla Yaşadığımız..

Gözleri diretir mi bir insanın kapanmamak için..Ya her o diye görülen, dokunmak için uzatılan el..Korkar mı hayallerden bu kadar.Bu denli cana batan ya da bu denli hüzünleri ruhuna saklamışken..Sevgi gidiyorum dercesine bakarken gözlerimin bebeklerine,göz bebeklerinin haritasını çıkartmışken bunca zaman.Ve henüz sevgiye dair bir şey görememiş iken bense söz veremedim ona ikimiz adına, inanmayacaktı!!..Aşkı yaşayıp yaşayamamakla tüm vazgeçişleri, gidişleri,geceleri görmüşken bir kar uykusunda şimdi ruh..Ruh benliği yalnız bırakmış haliyle gülümseyişte karanlığa.Tükendi kelimesini kullanamayarak henüz başlayamamışken sevgine..Ve tüm harfler heceleri,heceler kelimeleri,kelimeler cümleleri tamamlarken bizim tamamlayamadıklarımızı anlatıyorlar bak büyük bir haykırış sessizliğinde..Sevgiyi özlerken ayrı iki bedene hapis olmuş tek ruhla,benlikler yalnızlığı yaşıyor sanki tinsizlikle..Uzak vadilerde arananlara değil yanıbaşındakine duyulan özlemle belki.. Ya ruhumuzda yaşadığımız sevgimizi değer bulmadıkları için mi bu ayrı kalış.. Gözlerimizden sildiğimiz,görmesinler dediğimiz aşk mı?..Bilemeden en kolay soruları zor kılıyoruz cevapları.Gözlerimizden okumasınlar diye sildik dedik ya belki okunuyordur ruhumuzda kalanlar. Ya da bir melek duyuyordur sabah ezanlarında ki dualarımızı..

3 Ocak 2012 Salı

''Seni Sen Yapanı Değiştirmelerine İznin Vermek Elinde Olmadan''

    Sanırım tanıdık hiçbir şey kalmamış göremiyorum, bulamıyorum .. Gözyaşlarımızın rengi dair soldu sanki. Sanki değişiyor bilinmezlik.. Daha bir karmaşık hal alıyor. Umutsuzluğumuz ne denli yakıyor. Yokluk...
'' Ve dönüp gidiyorum '' dercesine sevgiler. Terk ediyorum seni diye bakarken gözlerime.. Söz veremiyorsun ya ona, hayata belki.. Çığlıklar gizlenir bir yürek ardına. Kimse duymaz, kimse görmez ama yaşanır. Yaşamak diyoruz ya '' isyan değil bu '' dercesine çığlıklar gizlendi. Tükenmeye mecbur bırakılanlar neyin faturasıydı..Yaşanılması için şans verilmeyenler.. Cümleler de dair umutlar tükendi.. Bir çocuk yakınmasıyla oyun bitti eve dönme vakti.. Tükenenler, benliği yalnız bıraktı..
    Bilinmezlik çökmüş işte o denli. Hani çok uykun vardır ya. Misal bu ya.. Uykusu gelmiş hiç uyumamışcasına,  Bilmediği bir yeri özler olmuş. Anlamsız onlarca şeyden ibaret dakikalar saniyeler içinde.. Huzura ait tüm kelebekler sadece bir kaç metre yüksekliğinde dolaşıyorken dokunamazken..
Yasak bir meyve olmuş gözlerinde huzur..

   Bir den fazla yarım kalmışlık olur mu insanın içinde, yarım mı kalır insan ya da hiç mi tamamlanmamıştır .. Bilemedim ki...
Ya tanınmış onca şey.. Yaşam geçerken gözlerine baka baka giderken arkasından bakakalmak! Ne denli doğrudur tırnaklarınla kazıdığın,emeklerin.. Boşa çıkışlar ne denli umut vermiştir sana? Ya beni biliyor dediklerin? Bir dost, bir arkadaş, bir ağabey, bir abla, bir patron! Boşa çıkışlık budur belki.. Yarım kalan yollarda yarım kalmış insanlar, yarım kalan hayatlar.. Ütopyalarınla devam etmek zorundalığı insanın ne kadar da anlamlıdır bazen. İnsan olmak; hislerinle yaşamak, duygularını seçememek.. Bazen vicdanına yenilmek bazense kinine engel olamamak..Mahkümiyetin bir şeylere.. Bir kez kapıldın mı o duyguya gelmiştir çorap söküğü.Umutsuzluğun insanlardan yana ya kapatıldığın yalnızlık arkadaş yüzüyle görünmüştür sana. Seni bıraktıkları yollar değişime kalmıştır.Elinde olmadan tamamlamaya çalıştıkların eksiltmiştir seni. Tüm yolların tamamlayım derken yeni bir sene çıkmıştır işte..
  Tanımlarsak ''Seni sen yapanı değiştirmelerine izin vermek elinde olmadan''
..

2 Ocak 2012 Pazartesi

Aklında gezindin mi sen hiç..

Ne diye insanlar can yakmak için toplanmıştır ki.. Unutmak istedikçe içindeki şizofreni çıkartan canını bir daha yeniden yeniden yakmakta olan... Sarılıp yanındakine,konuşup zihnindekinle sonuca gidememek nedendir. Sessiz onca şey arasında bağıran, inceden batarken göğsünün üzerinde arada şiddetini hızlandıran, içlendiğin tüm detaylar.. Yetmez uykular,doyamassın ve yattığın tüm uykularda zihnindekiler yüktür.. Kapanan gözler her defasında başka bir dünyaya açar kapısını. Ağır gelir böylesine.. Uyumak dair ağır gelirken nedir dahası olan,görülmeyen,atlanan detay.. Aklının uçurumu nerede? Boşluklar.. Devasa büyüklükte ki boşluklar.. İsimlere, mekanlara,şehirlere ya da daha bir çok şeye yüklenmiş misyonlar.Fazla değil mi? Anı derken basitleştirdiklerimiz!! İsyan değil bu cümleler ya da sitemle dolu kelimeler oluşturmuyor cümleleri. Sadece yol buluş..Sorularımıza yetecekler mi diye. Bilmezken kendini, tanıyamamışken henüz,yolların pusulalarını aklında nasıl bulacaksın? Aklında hiç gitmediğin uçurumlara gidebilecek misin ki?.. Şiittt sessiz ol, yaklaş yavaşça..Hayır! Daha yakın, kulaklarını vermelisin. Sırrımdır sana duyurmaya çalıştığım.Zihnimde ki konuşulanlardır bir mabet misali.. Cennetten kalanlar.cennetten bulduğum pusuladır..Kirlenmekten kurtarılmış,sessizliğimle bağıranları dinle..